Bugün yazayım, yarın yazayım derken, aylar geçmiş:(
Unutmamak için yazmalıyım, her gün...
Not düşersek sırayla,
Güzel bir akçay tatili yaptık, Anne, baba, kardeşler hep beraber güzeldi.
En son 1999 senesinde hep beraber tatil yapabilmişiz, günü birlik kaçamaklar
haricinde. İnşallah bir daha böyle ara vermeyiz.
Kalabalık tatiller zevkli oluyor.
Minik kızım, biraz göbişlendi bu yaz.
Ama karakter olarak da çok değişti bu yaz.
Evin küçük annesi adeta, öyle dönüp duruyor evde.
Sabahları evden çıkarken ben, arkamdan koşuşturuyor, hazırlanmam için
yardım ediyor...
Sanki ben anneymişim sen benim kızımmışsın diyor... Canım benim
Ve yine annesinin kalbindeki derin çiziklere bir yenisi daha ekledi.
Arkadaşlarına, ne kadar şanslı olduğunuzu biliyormusunuz demiş,
Çünkü anneniz sizi okula getirip, götürüyor.
Minik oğlum, tam bir alem oldu. Hiç birimizi takmaz oldu.
Üzerine gitmemeye çalışıyorum(ruz).
Büyüme telaşında, her yere kendi gitmek istiyor.
Her çocuk gibi sokakta oyun oynamak istiyor. (Ama günümüzde bu çok zor)
Doğduğundan beri toplasak en fazla 5-6 kere çıkmıştır daha.
Arkadaşları sokakta çığlık çığlığa koşuştururken, ders çalışmak istemiyor
haklı olarak.
Kendimi onun yerine koyunca, onun yaşlarıma inince, kızamıyorum ona.
İstediği biraz özgürlük, çok mu kuralcıyım, koruyucuyum.
Kendi içim rahat etsin diye mi, onları gözümün önünden ayırmak istememem.
(ay ne kadar karışık bir yazı oldu, tıpkı içim gibi karmakarışık.)
Birde minik kızımın aksine, hiiiççç şikayetçi değil minik oğlum çalışmamdan.
Memnunmu halinden, şikayetçi de dilemi getirmiyor, yoksa mutlu mu çalışmamdan. (işte karmaşık duygular yine)
Daha çok ama çok çok yazmam lazım.
Sadece onlar için yazıyorum çünkü, büyüyünce okusunlar diye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder